
|
KURTULUŞwrote:
Benim Yazımın İçeriği Hakkında Bilgi İstemişsiniz okuduğunuz neydi bilmiyorum size yazımdan alıntılargönderiyorum tekrar değerlendirirseniz sevinirimn.
Subject: İSLAM ve SERMAYENİN İŞLEVİ Date: Sun, 30 Aug 2009 09:09:10 +0300 Uluslararası kapitalizmin pek fark edilmeyen en büyük namussuzluklarından biri, İslam dini ile İslam tasavvufunu ayrıştırmasıdır. Diğer dinler gibi İslam dini de, ‘kıyamete kadar’ insan ırkını ayartmaya yemin etmiş Azazil eskisi İblis’in yeryüzünde ilan ettiği en son din olan ‘Uluslararası Kapitalizm’ karşısında Firavun’a köle düşmüş İsrailoğulları kadar çaresizdir. Gerçekte İslam dini ile İslam tasavvufu farklı şeyler değildirler. İkisi de aynı şeydir. Diğer dinlere oynanan oyunların bir benzerine maruz kalmış olan İslam dinini 5 basit şarta indirgeyen yeni dünya düzeni, böylece bir insana aynı anda hem Kapitalist ve hem de İslamcı olma şansını tanımıştır. Oysa diğer dinler gibi zalim iktidar odaklarına karşı bir muhalefet hareketi olarak doğan bu dinin ilk üyeleri, diğer dinlerin ilk üyeleri gibi çoğunlukla güçsüzler ve ezilenlerdi. Başlangıç şartlarına bakıldığında doğanın diyalektiğine fazla bir aykırılık taslamayan dinlerin, saadet yılları biter bitmez bir çırpıda ahir zaman şartlarına dönmesinin ana nedeni, tüm dinlerin esas varlık nedenlerini inkar etmesidir. İslam dini şahadet etmek, namaz kılmak, oruç tutmak, zekat vermek ve hacca gitmek değildir. Başlangıç şartlarına bağlılık yasası gereği, İslamiyet’in kendisi, İslam tasavvufunun biricik gayesinden ibarettir. O da, küffar ve zalimlere karşı kazanılmış cihatlardan daha büyüğü olan inanmış bireylerin kendi nefisleriyle olan cihatlarıdır. İslam bu kadar basittir. Nefis mücadelesini kazanmak için Allah’a teslim olmaktan başka bir şey değildir bu din. Oysa diğer dinlerin başına gelen değişimler, İslam dininin de başına gelmiş ve işin ilginç yanı, kitabın değişmezliği ile avunan ‘Müslümanların’ bu değişimden pek haberleri olmamıştır. Bu yüzden, yeryüzünde 2 milyar kadar insan kendisini Müslüman sanmaktadır. Nefis mücadelesini kazanmış ütopik insanlardan oluşan bir toplumda ekonomik temellere dayanan bir sınıf ayrımı yoktur. İslam dininde bir diziliş varsa, bu diziliş, insanların sahip olmak için bir ömür harcamaları beklenen takva temelinde inşa edilir. İşin özünde Kuran, kendisine inananlardan sosyal sınıf yarışı istemez. Takva yarışı ister. Elbette kendilerini Müslüman zanneden kimi Müslüman Burjuvalar, yaşadıkları toplumun bir İslam toplumu olmadığını ifade ederek kazanmaya çalıştıkları sosyal sınıfı savunabilirler. Oysa böyle bir savunu, onların imanlarını küfre sokmaktan başka bir işe yaramaz. Çünkü orijinal İslam’da sadece ruhban sınıfı değil, hiçbir sosyal sınıf yoktur. Ekonomik düzeyde olan farklılıklar, bireylerin aynı tastan çorba içmelerine engel değildir. Böyle bir dini ‘bir hırka bir gömlek’ klişesine indirgeyerek geçmişe dair bir folklor öğesine dönüştürüp demode ilan etmek, insanlıktan tövbe edip uluslararası kapitalizme biat etmekten farksızdır. Çünkü İblis’in dininin tek bir nihai dileği vardır. O da, insan nefsinin en sonunda kendi tanrılığını ilan etmesidir. Geçtiğimiz yüzyıl sosyalizmle başı hayli belada olan kapitalizmin bu yüzyıl başına yaklaştığımızda daha büyük dertleri vardı. Sistem, tamamen büyüme üzerine kuruluydu. Her devlet ve her şirket, her yılın başında kendine bir büyüme hedefi koyuyordu. Her yıl yüzde on-on beş büyümek zorunda kalmanın en temel çelişkisi, satış pazarlarını artırma temelinde düğümleniyordu. Oysa sistemin belli ölçülerde izin verdiği rekabet koşulları nedeniyle pazar paylarında ciddi daralmalar yaşanıyordu. Dünya nüfusu ise 20. yüzyıl başlarına göre oldukça geometrik boyutlarda artmıştı. Gelişmiş dünya pazarlarında artış hızı duran yaşlanmış nüfusun tüketim doygunluğu da ayrı bir dertti ve acilen yeni pazarlar yaratılmalıydı. Kapitalizmin üçüncü dünya olarak tanımladığı yeryüzü coğrafyalarının en az yarısında Müslümanlar yaşıyordu. Kapitalizmi kurtarsa kurtarsa ancak Müslümanlar kurtarabilirdi. Üstelik sol hareketlerle çok fazla kültürel bağları da olmayan bir dindi. Hem kutsal kitaplarında cennete gideceklerin hesap defterleri sağ ellerine veriliyordu. Solcular ise bahtsız ve cehennemliktiler. Aslında insanın nefsi, insanın kalbinden hızlı çıkmış ve erkenden gelip sağ köşeye kurulmuştu. O yüzden onların adı ‘sağcı’ ve sosyal eşitliği savunanların adı başka bir yön kalmadığı için ‘solcu’ olmuştu. Doğaldı. Sömürülmeden önce sömürüye karşı çıkmak pratikte çok anlam ifade etmiyordu. Kapitalist kentsoylular diğer sınıflardan hızlı çıkmışlar ve hepimizden önce sağcı olmuşlar ve görünüşe göre bilanço defterleri gibi hesap defterlerini de sağ ellerine alacaklardı. Ne de olsa 5 temel şartı yerine getiriyorlar, hatta kimisi dinini otomatik pilota bağlayarak bir cemaat mürşidine de bağlanıyordu. Anamalcı olmakta bir mahsur yoktu. Ticaret, alışveriş, kar, kazanç helaldi. Zaten zekat ve sadaka verene Allah ‘her nedense’ ziyadesiyle veriyordu. 7 kat cehenneme inen asansörlerin kapılarını tutan cemaat liderleri veya mürşitler sayesinde bir Müslüman kapitaliste düşen, sadece kendisine aidiyet sağlayacak bir sosyal sınıf bulmaktı. Tarihsel mücadelelerin kuyruk acısından ötürü işgal edilecek biricik sınıf kentsoylu sınıfıydı. Vicdanlar ak, cüzdanlar pak olduktan sonra cemaat fabrikalarında ezan sesi duyulduğunda proletarya sınıfı zincirleriyle beraber namazlarda safları sıklaştıracaktı. Namaza gelmeyenin sigorta primleri sallanacaktı. Namaz esnasında herhangi bir safta bulunmasında bir mahsur yoktu Müslüman burjuva patron için. Fakat mesai saatlerinde patronun ayaklarına hiçbir proleter zinciri dolanmamalıydı. Telefonda Sanayi Bakanı ve hatta Cumhurbaşkanı bile olabilirdi. Ne de olsa Allah, bir ayetinde herkesi eşit yaratmadığını, bunu da dünya işlerinin görülebilmesi için yaptığını anlatıyordu. Hem, sayısız dünya nimetlerini helal eden de aynı Allah olmalıydı. Kapitalizm için cemaatlerden oluşan bir din anlayışının en keyifli yanı, sağlam ve garantili pazarlardır. Seküler piyasa ekonomilerinde tüketici hedef kitleleri için verilecek canhıraş mücadelelerin yüzde biri kadar bir emekle satışın ve tüketimin garanti olduğu pazarlar yaratmak için yapmanız gereken tek şey, cemaat liderleri bulup onlara bayilik vermektir. Gerektiğinde akademik ve medyatik olarak desteklenecek bu tür liderler sayesinde kitlesel satış garantiniz tek bir ıslığa kalmıştır. Elbette, uluslararası kapitalizm kendisine tehdit olabilecek her şeye karşı tedbirlidir. Üçüncü dünya ülkelerinin tamamında örgütlediğiniz uysal bir tüketici sosyal sınıfı, gerekirse başka sınıflara lime lime doğramaktan çekinecek değildir bu düzen. Microsoft’a acımamış yeni dünya düzeninin hiçbir İslam cemaatine karşı aşırı müsamahakar olması da beklenmemelidir zaten. Kapitalizm, insan nefsinin tanrılığa soyunmasından başka bir şey değildir. Uygarlığımızı borçlu olduğumuz palavrası da her gün bize anlattığı sayısız palavralardan bir başkasıdır. İnsan nefsinin en son ve mutlak günahı olan Tanrılaşma hevesinin düzene dönüşmüş halidir Kapitalizm. Dünyayı yönetmenin veya küçük bir işletmeyi yönetmenin kainatı yönetmekten farkı yoktur bazı bireylerin gelişmemiş ve hayvanlardan bile aşağı kalmış nefislerinde. Çalışanları işten atmak, insanın canını almaya benzer. Yeni bir personel almak, yeni bir can yaratmak kadar heyecan vericidir. Maaş verdiğiniz zaman insanların harcadıkları emekler aklınıza gelmez, sanki rızık dağıtırsınız. 20 yıl yanınızda çalışan bir emekçi, üç beş yaşında ikinci el bir araba almak için kırk kıvranırken siz aile boyu 4x4’lerde gezersiniz. Neticede arş-ı ala’da bir kürsü üzerinde yaşarsınız ve bu yüzden hakkınız olarak görürsünüz sosyal sınıfınızın tüm nimetlerini. Ortaya sadece anapara koymaktan başka bir iş yapmadığınız halde faize de bulaşmadığınızı sandığınız için kendinize ‘Müslüman Burjuva’ dersiniz. Oysa Kuran ayetlerinin neredeyse yarısı, doğrudan doğruya sizi tehdit ederken o ayetlerin muhataplarının mesai saatlerinde kaytaran işçileriniz olduğunu sanırsınız. Kuran ayetlerinin en korkutucu olanları şirk ayetleridir. Allah’ın varlığına eş koşmanın ne büyük bir tehlike olduğundan bahseden bu ayetlerin 14 asır öncesinin tahtadan, helvadan putları olduğunu sanmak, Müslümanları kolayca kapitalist kılabiliyor. Mekke müşriklerinin tek derdinin, kaybetmek istemedikleri biricik sosyal sınıfları olduğunu unutan Müslümanların burjuva olmaları mümkündür ama o burjuvaların Müslüman olmaları pek mümkün değildir. Müslüman burjuvanın durumu, melekler katında yüksek mertebelere ermiş, esasında cinni olan Azazil’in haline benzer. O Azazil ki eninde sonunda yedi kat cehennemin dibini boylamıştır. Cehennemin dibine doğru yaptığı yolculukta nefret ettiği insanlara yepyeni bir din inşa etmiştir. Bu din, Satanizm değildir. Mala tapan ve taptıran uluslararası kapitalizmdir. Her kim ki, bu dine uyup bu dinin yarattığı sosyal safları sıklaştırırsa, bilsin ki o bizden değildir. Çünkü açlığın modası geçmez. Siz tokluğu moda yapsanız da, Tanrı değiliz ki biz, her sabah aç uyanmaya devam edeceğiz.. İblis denizlerde yaşamıyor artık. Unutun o hikâyeleri. Burjuvadır o. Şehirlerin altın anahtarlarına sahiptir
Sept. 6
|
|
|
Aliwrote:
Yazınızı okudum. Saçmalamışsınız kusura bakmayın. Din her yerde aynıdır. Bakmayın hiristiyan dinine. Bu hale gelene kadar ne kanlar döküldü bilmeniz gerek. İslamsa hala darül harp ve darül islam olarak dünyayı ikiye bölmüş. Savaşmayı, öldürmeği istiyor. Bakın islam alemine birbirleriyle kavga etmekten düşmanla kavga edecek halleri yok. Bu kadar felsefe okumuşsunuz. Hala çözüm yolunun din olduğunu iddia ediyorsanız, yazık. Çözüm neden, niçin ve nasıldadır. Sorun bu soruları kendi kendinize. Çözüme ulaşın.
Aug. 26
|
|
|
fatma kılıcwrote:
değerlı arkadaşım :bir birey olarak ayrımcılığa karşıyım tercıhım kardeşce ve sevgıyle saygıyla yaşamaktır.fakat sosyal olan cevremız istesekte ismesekte zaman zaman nıce saygın insaları suca itmiştır. saygılar
Aug. 26
|
|
|
fatma kılıcwrote:
slm: yazınızı okutum dilim ve nutkum tutuldu bu nasıl bir ayrılıktır diliyorum ki bunların hiç biri gerçek deyıldır.gerçek olmaması dileğiyle bende bir sunnıyım hepımız kardeşiz .en önmelisi ınsanız .butun ınsanlar kardeştır: ve kalbi olan herkes kardeş ve aynı haklara sahıpdır görüşünü savunmaktayım
EĞER Kİ BU AYRILKLAR YAŞANIYORSA ESEFLE KINIYORUM YAPANALRI.SEVGILER KARDEŞİM
Aug. 4
|
|
|
karamelek ceylanwrote:
karamelek ceylan(Çevrimiçi)yazan:
HA TÜRKIYEDE ALEVI OLMAK HA AVRUPADA YABANCI OLMAK TÜRKIYEDE ALEVI OLMAK BIRKERE 100 :::20: HAKIN OLMAK OD ZORUNLU ÖRNEYIN TÜRKIYEDE ALEVI OLMAK HIC BIR DEVLET DAYRESINDE CALISTIRILMAMAM YADA KIMLIYINI SAKLAMAKTIR´ OKULLARDA ZORLA RAMAZAN ORUCU TUTTURMAKTIR TÜRKIYEDE ALEVI OLMAK ALEVI OLDUYUNU EN YAKININ DAKI ARKADASINA BILE SÖYLEMEKTEN CEKINMEKTIR KENDI IBATETINI SAKLI YAPMAKTIR YAKIN ZAMANA KADAR ÖRNEYIN BASIT BIR NÜFÜS CÜZDANI ALMAK ICIN ADLIYEYE TEMIZ KAIDI ALMAYA ZORUNLU TUTULMAKTIR 12 IMAMLAR ORUCUNU HIC BIR SÜNÜ KARDESIMIZE KABUL ETTIREMEMEKTIR COK KUTSAL OLAN ASÜRE CORBASINI ONLARIN NORMAL BIR YEMEK GIBI ALGILANMASINA GÖZ YUMMAKTIR MESELA ALEVILERIN ATALARI PIRSULTAN SENLIKLERINDE DIRI DIRI YAKILMAKTIR KÖZÜNDEDE DÖNE PISIRILMEKTIR CAMIDE HAZIRETI ALININ KATLEDISINI HICE SAYIP ZORLA CAMIYE GÖTÜRÜLMEK ISTENMEKTIR ASLINDA ALEVIYE BIR BASKA IRKG GÖRÜLMEKTIR DEVLETIN VERDIYI YARDIM ALTINDAKI RÜSVETTEN BILE YARARLANAMAMAKTIR DAHA HANGISINI SAYAYIM ALEVI MAHALESINDE YOLYAPILMAMKTIR DAHA FAZLA VERGI VERIP DAHA HOR GÖRÜLMEKTIR UTANMASALAR TÜRKIYEDE YASAMASINA IZIN BILE VERILMEK ISTENILMESIDIR TÜRKIYEDE ALEVI OLMAK BÜYÜK MÜCADELE VERMEKTIR TÜRKIYEDE ALEVI OLMAK YASAMA VE AYKTA KALMA MÜCADELESIDIR OKULDA COK CALISKAN OLDUGUN HALDE SÜNÜ HOCADAN ZAYIF NOT ALMAKTIR ARKADASLAR BÖLÜCÜ YADA IRKCI DEYILIM SADECE YASADIKLARIMIN KISA BIR ÖZETIDIR ELESTIRILERE ACIKIM HERKES FIKINI SÖYLEYE BILIR SAYGILARI
Aug. 2
|